11 Kasım 2015 Çarşamba

Eternal Sunshine of The Spotless Mind

Hayatımda en sevdiğim, bana en sıcak gelen filmlerden biridir. Yoo, bir numara Fight Club; bu diğer enlerden biri. Kurgu, oyunculuk, sahne tasarımları, karakterler... Hepsini çok sevmiştim.

Clementine'ın kaygısız ve dışa dönük karakteriyle taban tabana zıt olan Joel'in trende ilk karşılaşmaları ve takındıkları tavırlar izleyiciyi yormuyor ve hemen karakterleri tanıyıp onlara ısınmalarını sağlıyordu. 

Joel ile Clementine'ın ayrılmasına sebep olan son konuşma çok vurucuydu. Kahretmesin tam olarak ne demişti? Hafızam işte 😕"Seni sevmeleri için seni becermelerine izin veriyorsun" gibi birşey demişti. Ben de sevilmek için ilişkilerimde pek çok şeyi alttan alan bir insan olduğum için bu repliği duyduğumda çok zoruma gitmişti... Şimdi arayıp buldum. "Clem, sanırım bu gece birini becerdin. İnsanların seni bu şekilde sevmesini sağlamıyor musun?" (Kötü çeviri için 😓) "No, see Clem, I assume you fucked someone tonight. Isn't that how you get people to like you?" Nasıl ki Joel kendi zayıflıklarının endişelerinin farkında; Clementine da onunkilerin farkındaydı... Bu cümle, benim gibi bir sünepenin bile seni becermesine izin veriyorsun" gibi bir özgüvensizliği gösteriyordu.

Pek çok sahnede kendimi incinirken buldum. Filmin başındaki karşılaşmaları; "neden bana en ufak ilgi gösteren bir kadına hemen aşık oluyorum?", unutmak üzere Clementine ile ilgili her anıya ait eşyanın toplanması, Patrick'in Clementine ile ilgili çirkin yorumları, karakterlerin nemli karanlık oda büyüklüğündeki evleri, her anı silinirken Joel'in Clementine'ı kaybetmeme çabası ve en son silinmeden önceki konuşmaları...

Sevgiyle, sevmekle ilgili mai-siyah atmosferli orijinal bir film. Zannederim, herkes kendinden bir parça bulabilir bu filmde.

Share this

0 Comment to "Eternal Sunshine of The Spotless Mind"

Yorum Gönder