Hebrew Üniversitesinden bir grup, depresyonda mikrogliaların disfonksiyonunun temel mekanizma olabileceğini düşünüyorlar. İnsanlardaki postmortem patoloji incelemelerinde, sözkonusu hastalarda mikrogliaların dismorfik olduğu gösterilmiş. Teorik ve klinik izlenimlere göre, mikrogliaların çeşitli nörodejeneratif hastalıklarda ( MS, Parkinson's gibi) ve uzun süreli psikolojik stres gibi durumlarda sinapslarının ve diğer hücreler üzerindeki denetleyici işlevlerinin bozulduğu düşünülüyor.
Antidepresan tedavilerin, tüm hastalarda istenilen derecede efektif olmadığı vurgulanırken bu yeni yaklaşımın doğrulanması halinde depresyonun anlaşılmasında ve tedavi edilmesinde anlamlı yol katedileceği umuluyor.
Kronik beklenmeyen strese(CUS) maruz bırakılan farelerde başka beyin bölgelerinde olmamakla birlikte hipokampal mikrogliaların ilk 2-3 gün aktivasyon gösterdiği izlenmiş. Takip eden 5 haftada hipokampal mikrogliaların apoptoza gittiği, sayılarının azaldığı, aktivasyon markerlarında ekspresyonun azaldığı, dismorfizm gösterdikleri ve rodentlerde depresyon benzeri davranışlar geliştiği görülmüş.
Başlangıçtaki stress ile indüklenen mikroglial aktivasyonun minosiklin ile inhibisyonu veya transgenik interlökün-1 reseptör antagonist overekspresyonunun mikroglial apoptozu, süprese nörogenezi ve CUS indüklü depresyonu azalttığı görülmüş. Benzer olarak, imipramin başlangıçtaki ve kronik stres indüklü depresif davranışı azaltmış.
CUSa maruz kalan farelerde, hipokampal mikroglial aktivasyonu sağlayan endotoksin, M-CSF ve GM-CSF kısmen veya tamamen depresif benzeri davranışları geri döndürmüş ve hipokampal nörogenezi arttırmış. Kronik sterese maruz kalan bu farelerde imipramin veya minosiklinin hemen hemen hiç antidepresan etki göstermediği saptanmış. Bu bulgular, mikrogliaların fonksiyonlarındaki bozuklukların kronik stres indüklü depresyonda rol oynadığına ve mikroglia stimülanlarının hızlı etkili antidepresan olarak bazı depresif durumlarda kullanılabileceğine dair kanıt oluşturuyor
Sağlıklı bireylerde prefrontal korteks, mood ile ilgili olarak amigdala ve ventral tegmental alandan gelip Nucleus Accumbens'e projekte olan dopaminerjik nöron devrelerini kontrol eder.(1,2) Depresif hastalarda hiperaktif olan nöral devreler M1 mikroglial polarizasyonu sağlar (3) ki bu da prefrontal korteksle ilişki içindeki nöral devrelerin disfonksiyonuna(4) ve Raphe nükleusundan prefrontal kortekse projekte olan 5-HT nöronlarının hipoaktivasyonuna(5) neden olur. Prefrontal korteksin disfonksiyonu, VTA'dan NAc'e projekte olan dopaminerjik nöronların aktivitesiniazaltabilir(6). Prefrontal korteks ve NAc'in hipoaktivasyonu sırasıyla depresif mood ve ilgi/keyif kaybı ile ilişkilidir. M2 mikroglia, sinir ağları ve 5-HT biyosentezinin homeostazını sağlayıp prefrontal konteks ve NAc'in fonksiyonunun toparlanmasını sağlar.

0 Comment to "Depresyonda mikrogliaların rolü"
Yorum Gönder